
“Ben de buradayım” demek neden mücadeleye dönüşür?
Aslan burcu arketipinin kendini göstermek gibi bir derdi yoktur. “Hayır, nasıl olur? Benim çevremde…” diye zihninizden geçen cümleleri beş dakikalığına bir kenara koymanızı istiyorum. Aslan, Güneş’in tek başına yönettiği burçtur. Güneş’in kimseye “Bana bak, ben buradayım” demesine gerek yoktur. Gökyüzü kara bulutlarla kaplı olduğunda bile onun orada olduğunu aydınlıktan anlarız. Buna rağmen Aslan burcu sık sık dikkat çekme isteğiyle anlatılır. Burada burcun arketipiyle, o burca yerleşen gezegenin ihtiyacını birbirine karıştırıyor olabiliriz.
Bir burcun arketipsel anlatımının, o burçta yerleşimi bulunan ve iyi tanıdığımız biriyle bütünüyle uyuşmaması doğaldır. Çünkü burçlar haritamızda tek başlarına fiziksel bir olay meydana getirmez. Bir gezegen o burca yerleştiğinde, burcun konuları gezegenin doğası aracılığıyla hayatımıza girer. Üstelik burcun arketipsel anlatımı da bu noktada değişmeye başlar.
Söz konusu burç Ay’a yerleştiğinde onunla ilgili ihtiyacımızı veya eksikliğimizi, Venüs’e yerleştiğinde ona çekilmemizi, Satürn’e yerleştiğinde çözmemiz gereken bir sorunu konuşuruz. Mars’a yerleştiğinde ise o konu için enerji harcamamız, çaba göstermemiz ve gerektiğinde mücadele etmemiz gerekir. Her gezegen burca kendi doğasına göre bir ayar çeker.
İşte Aslan için sıkça kullanılan “Kendini göstermeye çalışıyor” cümlesini Mars Aslan’da bulabiliriz. Mars burada olduğunda “Ben buradayım” demek bir mücadeleye dönüşebilir. Kişi varlığını ortaya koymak, yaptığı şeyin karşılığını görmek veya üstlendiği rolü sürdürebilmek için güç harcar. Bazen sesini duyurması, bulunduğu yerde var olabilmesinin koşulu haline gelir.
Mars Aslan’da rüştünü ispat etme, baskın bir güçle mücadele etme ve kendi etki alanını oluşturmak için çaba harcama gibi temalarla karşılaşabiliriz. “Görünmek için neden bu kadar uğraşıyor?” diye sormadan önce, kişinin neden görülmeye ihtiyaç duyduğuna bakmak gerekir. Şov yapmak, bir rol üstlenmek ve o rolü sürdürebilmek için uğraşmak da Mars Aslan’ın olası ifadeleri arasındadır.
Bireyin karşısında kitle
Mars Aslan’dayken Pluto Kova’nın karşısına dikilecek. Bir tarafta kendi iradesiyle hareket etmeye çalışan birey, diğer tarafta kitlelerin ya da gücü elinde tutanların müdahalesi var. Kalabalıklar kişinin ne yapacağını bunu nasıl yapacağını yönlendirmeye çalışabilir. Mars ve Pluto karşıt açıdayken baskıyı, manipülasyonu ve insanları belirli bir harekete zorlama çabasını konuşabiliriz.
Mars–Pluto karşıtlığı 3 Ekim 2026’da kesinleşiyor. Bu tarih çevresinde bireyin iradesiyle kitlelerin ya da gücü elinde tutanların müdahalesi arasındaki çekişmeyi daha belirgin biçimde görebiliriz. Bu, birine nasıl davranması veya ne söylemesi gerektiğinin dayatılması şeklinde de ortaya çıkabilir. Bir grup, kendi üyelerinden birine nasıl davranması gerektiğini dikte edebilir. Güç sahibi bir kişi de kitleleri belirli bir yöne çekmek isteyebilir. Kimin konuşmasına izin verildiği, kimin sözüne inanıldığı ve kimin susturulduğu görünür hale gelebilir.
Aslan–Kova aksında, bir kitlenin karşısına çıkan kişiyle o kitlenin gücü arasındaki ilişkiyi görürüz. Şarkıcılar, oyuncular, sanatçılar, topluma mal olmuş tanınmış kişiler, influencerlar, astrologlar ve yorumcular bu eksende düşünülebilir. Kendi takipçilerini harekete geçirebilen herkes, bir yandan kitlesi üzerinde etkili olurken diğer yandan o kitlenin tepkisiyle karşı karşıya kalabilir.
Mars Aslan–Pluto Kova karşıtlığında, bu kişilerin kitlelerini nasıl yönlendirdiği ve kitlelerin onlara nasıl karşılık verdiğini izleyebiliriz. Birinin açıklaması ya da davranışı, takipçilerini belirli bir kişiye veya gruba karşı öfkeye yönlendirebilir. Böyle bir tutum nedeniyle kendisi de toplumsal tepkinin hedefi olabilir. Bir olay karşısında aldığı tavır, kitlesinin bir bölümü tarafından takdir edilirken başka bir bölümü tarafından sert biçimde eleştirilebilir. Konuşması kadar susması da gündem olabilir. Bu yüzden sosyal medya linçlerinin ve toplumsal linç kültürünün oldukça acımasız örnekleriyle karşılaşabileceğimizi düşünüyorum.
Önceki Mars–Pluto karşıtlığı döneminde Ferdi Tayfur üzerinden birey ile kitle arasındaki bağı düşündüren bir örnek gördük. “İçim Yanar” şarkısı Gassal dizisiyle yeniden duyulmaya başlamış, şarkıyla birlikte Ferdi Tayfur’un adı da yeniden gündeme gelmişti. Şarkının daha fazla insana ulaşması, sanatçının etki alanını da yeniden görünür kılmıştı. Ardından Ferdi Tayfur vefat etti ve sevenleri onu uğurlamak için bir araya geldi. Doğum haritasında hem Mars’ın hem Pluto’nun Aslan burcunda olması ve kitlesinin ona “Ferdi Baba” diye seslenmesi muazzam 🙂 Üstelik bu örnek, Mars–Pluto karşıtlığında her zaman düşmanlık görmeyeceğimizi de gösteriyor. Aslan–Kova karşıtlığında bazen bir olay karşısında insanların bir araya gelişini de görebiliriz. Bu örneği, vefatın nedenini bir gezegen açısına bağlamak için değil, birey ile kitle arasındaki ilişkiyi incelemek için anıyorum.
Venüs Akrep: İstemiyorum demek kolay değil!
Mars’ın düzenleyicisi olan Güneş Terazi’deyken onun düzenleyicisi Venüs Akrep’te. Venüs’ün Mars Aslan ve Pluto Kova ile kurduğu sabit t-kare, ilişkileri, parayı, çıkarları, cinselliği ve mahremiyeti bu güç mücadelesinin içine taşıyabilir. Giriş haritasında Venüs’ün Mars–Pluto karşıtlığının stres noktasında yer alması oldukça önemli.
Venüs, Akrep burcunda malum huzurlu değildir, tedirgindir. Bu sebeple Akrep burcunun eleme özelliği devreye girer ve Venüs Akrep burcunda daha çok “İstemiyorum” demekle ilgilidir. Fakat Venüs’ün Pluto Kova ile karesi, bu istememe haline bir kitlenin veya gücü elinde tutanların baskısını yöneltir. Kişinin reddettiği bir ilişkinin, anlaşmanın ya da koşulun içinde kalması için korku yaratılabilir. Böylece “istemiyorum” deme hakkı bastırılır. Kişi, istemediği bir şeye devam etmek zorunda bırakılabilir.
Akrep’teki Venüs’ü Mars düzenliyor. Üstelik Venüs’e baskı uygulayan gezegenlerden biri de Mars. Yani bir yandan stresi yaratan, diğer yandan Venüs’ü yöneten ve hareket etmeye zorlayan aynı gezegen olacak.
Mars’ın Aslan’dan Venüs’e yaptığı kare, istemediği bir durumdan kurtulmak için verilen mücadeleyi görünür hale getirebilir. Kişi, bu baskıdan çıkmanın yolunun şimdiye kadar gizli tuttuğu şeyleri anlatmaktan geçtiğini fark edebilir. Fakat kendisini korumak için sakladığı konuları açığa çıkarmak da başlı başına zorlayıcıdır. Baskıdan kurtulmak için mücadele ederken mahremiyetinden vazgeçmek zorunda kalması, onu güç bir ikilemle karşı karşıya bırakabilir. Yine de kişi, şimdiye kadar korktuğu için boyun eğdiği koşulları açıkça anlatmak ve başkalarının da görmesini sağlamak için harekete geçebilir: “Ben bunu istediğim için yapmadım. Şu baskı yüzünden yapmak zorunda kaldım.”
Yani; kişilerin istemediği bir durumun içinde nasıl tutulduğunu gösterebilmek için sesini yükseltmesi diye genelleyebiliriz bu sembolizmayı. Şantaj, tehdit, utandırılma korkusu veya maddi sebeblerle susturulmuş biri, yaşadığını görünür kılmak için çaba harcayabilir.
MeToo hareketini hatırlayalım. Bir kişinin yaşadığını anlatması, benzer baskılara uğramış başka insanlara da kendi deneyimlerini dile getirme cesareti verebilir. Kişi toplumun bir bölümünü yanına, bir bölümünü karşısına alarak istemediği durumdan çıkmaya çalışabilir.
“Bana bir şey olmaz” diyenlerin gücü
Bu dönemin genel cümlelerinden biri de “Böyle gelmiş, böyle gider” olabilir. Uzun süredir sahip olduğu güce dayanarak hareket eden, “Bana bir şey olmaz” diye düşünen kişilerin güvendiği düzen sarsılabilir. Daha önce sonuç doğurmayan davranışlar yeniden gündeme gelebilir. İfadeye çağrılmalar, soruşturmalar veya ani baskın haberleriyle, hesap vermeyeceğine inanılan kişilerin de yaptıklarıyla yüzleşmek zorunda kaldığı süreçler görebiliriz.
Venüs’ün Akrep’te olması özellikle para ile güç arasındaki ilişkiyi öne çıkarıyor. “Param var, bana bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket edenlerin mali ilişkileri, kurdukları baskı veya parayı kullanarak gizli tuttukları meseleler gündeme gelebilir. Bir iddia kamuoyuna taşındığında, kişinin dayandığı güç onu korumaya yetmeyebilir.
Para ve borçlar üzerinden daha gündelik ölçekte de benzer bir tabloyla karşılaşabiliriz. İnsanların zor anlarından yararlanıp “İleride daha kötüsü olur” korkusuyla onları normalde kabul etmeyecekleri koşullara yönlendiren yöntemler açığa çıkabilir. Mahremiyet, para ve güç ilişkilerinin iç içe geçtiği iddialar tartışılabilir.
Mars Aslan’a döndüğümüzde “Bu kişi neden dikkat çekmek için çabalıyor?” yerine “Sesini duyurmak için neden bu kadar mücadele etmek zorunda kaldı?” diye sorabiliriz. Uzun süre baskı altında tutulmuş şeyler artık ortalığa saçılabilir.
Mars’ın Aslan’daki ilk seyri 26 Kasım 2026’da Başak burcuna geçmesiyle sona erecek. Fakat Mars, Başak’ta geri harekete başladıktan sonra 21 Şubat 2027’de yeniden Aslan burcuna geri dönecek ve 14 Mayıs’a kadar Aslan burunda kalacak.
Geri hareket sırasında Aslan’ın son derecelerinden yaklaşık 20° Aslan’a kadar ilerlediği yolu yeniden kat edecek. Bu nedenle ilk geçişte, özellikle 4 Kasım’dan 26 Kasım’a kadar gündeme gelen konulara dikkat edebiliriz. Mars’ın 21 Şubat–14 Mayıs 2027 arasındaki Aslan seyri, bu meseleleri yeniden önümüze getirebilir. İlkinde başlayan bir mücadele sürdürülmek, yarım kalan bir konu yeniden ele alınmak veya daha önce verilen bir kararın sonuçlarıyla karşılaşılmak zorunda kalınabilir. Bu kez kimin neyi değiştirebildiğine bakacağız. İlk karşılaşmada kimin ne söylediğini, kimin sustuğunu ve hangi baskının görünür olduğunu izleyeceğiz. Geri dönüşte ise aynı meselelerin nasıl sürdüğünü ve verilen mücadelenin neyi değiştirdiğini daha açık görebiliriz.
Önceki Mars–Pluto karşıtlıklarında gündem
Geçmişe baktığımızda kitleleri bir araya getiren kayıplar, bireyin karşısına çıkan büyük güçler, kamusal alandaki çekişmeler ve kriz anında ortaya çıkan maddi çıkar tartışmaları görüyoruz. Bu kez hangi konuların gündeme geleceğini yaşayarak göreceğiz. Umalım ki konuştuğumuz olasılıklar, insan doğasının bugün tahayyül edemeyeceği kadar iyi gelişmelerle karşılık bulsun.
Not: Bu yazı astrolojik semboller üzerinden yapılmış bir olasılık çalışmasıdır. Kesin olay veya sonuç tahmini içermez.


